Yasin Suresi | Yasin suresi oku ve dinle | Yasin suresi Arapca

Yasin Suresi

Yasin suresi Mekke döneminde inmiştir. 83 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan “Yâ-Sîn” harflerinden almıştır. Sûrede başlıca insanın ahlâkî sorumlulukları, vahiy, Hz. Peygamber’i yalanlayan Kureyş kabilesi, Antakya halkına gönderilen peygamberler, Allah’ın birliğini ve kudretini gösteren deliller, öldükten sonra dirilme, hesap ve ceza konu edilmektedir.

Nuzül

Yasin suresi mushaftaki sıralamada otuz altıncı, iniş sırasına göre kırk birinci sûredir. Cin sûresinden sonra, Furkan sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Yerinde açıklanacak bir sebeple 12. âyetin Medine’de indiğini ileri sürenler de olmuştur.

Yasin Suresi Türkçe Okunuşu

1. Yâsîn

2. Vel Kur’ân-il hakîm

3. İnneke leminel murselîn

4. Alâ sırâtin mustakîm

5. Tenzîlel azîzirrahîm

6. Litunzira kavmen mâ unzire âbâuhum fehum gâfilûn

7. Lekad hakkal kavlu alâ ekserihim fehum lâ yu’minûn

8. İnnâ cealnâ fî a’nâkihim aglâlen fehiye ilel ezkâni fehum mukmehûn

9. Ve cealnâ min beyni eydîhim sedden ve min halfihim sedden feağşeynâhum fehum lâ yubsirûn

10. Ve sevâun aleyhim eenzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn

11. innemâ tunziru menittebeazzikra ve haşiyerrahmâne bilgaybi febeşşirhu bimağfiretiv ve ecrin kerîm

12. İnnâ nahnu nuhyil mevtâ ve nektubu mâ kaddemû ve âsârehum ve kulle şey’in ahsaynâhu fî imâmin mubîn

13. Vadrib lehum meselen ashâbel karyeh. İz câehel murselûn

14. İz erselnâ ileyhi musneyni fekezzebûhumâ fe azzeznâ bisâlisin fekâlû innâ ileykum murselûn

15. Kâlû mâ entum illâ beşerun mislunâ vemâ enzelerrahmânu min şey’in in entum illâ tekzibûn

16. Kâlû rabbunâ ya’lemu innâ ileykum lemurselûn

17. Vemâ aleynâ illel belâgul mubîn

18. Kâlû innâ tetayyernâ bikum lein lem tentehû le nercumennekum vele yemessennekum minnâ azâbun elîm

19. Kâlû tâirukum meakum ein zikkirtum bel entum kavmun musrifûn

20. Vecâe min aksalmedineti raculun yes’â kâle yâ kavmittebiul murselîn

21. İttebiû men lâ yeselukum ecran ve hum muhtedûn

22. Vemâ liye lâ a’budullezî fetarenî ve ileyhi turceûn

23. Eettehizu min dûnihî âliheten in yuridnirrahmânu bi-durrin lâ tuğni annî şefâatuhum şey’en velâ yunkizûn

24. İnnî izen lefî dalâlin mubîn

25. İnnî âmentu birabbikum fesmeûn

26. Kîledhulil cennete, kâle yâleyte kavmî yâ’lemûn

27. Bimâ gaferelî rabbî ve cealenî minel mukremîn

28. Vemâ enzelnâ alâ kavmihî min badihî min cundin minessemâi vemâ kunnâ munzilîn

29. İn kânet illâ sayhaten vâhideten feizâhum hâmidûn

30. Yâ hasreten alel ibâdi mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânûbihî yestehziûn

31. Elem yerev kem ehleknâ kablehum minel kurûni ennehum ileyhim lâ yerciûn

32. Ve in kullun lemmâ cemî’un ledeynâ muhdarûn

33. Ve âyetun lehumul ardul meytetu ahyeynâhâ ve ahrecnâ minhâ habben fe minhu ye’kulûn

34. Ve cealnâ fîhâ cennâtin min nahîliv ve a’nâb ve feccernâ fîha minel uyûn

35. Liye’kulû min semerihî vemâ amilethu eydîhim efelâ yeşkurûn

36. Subhânnellezî halekal ezvâce kullehâ mimmâ tunbitul ardu ve min enfusihim ve mimmâ lâ ya’lemûn

37. Ve âyetun lehumulleyu neslehu minhunnehâre fe izâhum muzlimûn

38. Veşşemsu tecrî limustekarrin lehâ zâlike takdîrul azîzil alîm

39. Velkamere kaddernâhu menâzile hattâ âdekel urcûnil kadîm

40. Leşşemsû yenbegî lehâ en tudrikel kamere velelleylu sâbikunnehâr ve kullun fî felekin yesbehûn

41. Ve âyetul lehum ennâ hamelnâ zurriyyetehum fil fulkil meşhûn

42. Ve halâknâ lehum min mislihî mâ yarkebûn

43. Ve in neşe’ nugrıkhum felâ sarîha lehum velâhum yunkazûn

44. İllâ rahmeten minnâ ve metâan ilâ hîn

45. Ve izâ kîle lehumuttekû mâ beyne eydîkum vemâ halfekum leallekum turhamûn

46. Vemâ te’tîhim min âyetin min âyâti rabbihim illâ kânû anhâ mu’ridîn

47. Ve izâ kîle lehum enfikû mim mâ rezakakumullâhu, kâlellezîne keferû, lillezîne âmenû enut’ımu menlev yeşâullâhu et’ameh, in entum illâ fî dalâlin mubîn

48. Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sâdikîn

49. Mâ yenzurûne illâ sayhaten vâhideten te’huzuhum vehum yehissimûn

50. Felâ yestetîûne tavsıyeten velâ ilâ ehlihim yerciûn

51. Ve nufiha fîssûri feizâhum minel ecdâsi ilâ rabbihim yensilûn

52. Kâlû yâ veylenâ men beasena min merkadina hâzâ mâ veaderrahmânu ve sadekal murselûn

53. İn kânet illâ sayhaten vâhideten feizâ hum cemî’un ledeynâ muhdarûn

54. Felyevme lâ tuzlemu nefsun şeyen velâ tuczevne illâ mâ kuntum tâ’melûn

55. İnne ashâbel cennetil yevme fîşuğulin fâkihûn

56. Hum ve ezvâcuhum fî zılâlin alel erâiki muttekiûn

57. Lehum fîhâ fâkihetun ve lehum mâ yeddeûn

58. Selâmun kavlen min rabbin rahîm

59. Vemtâzul yevme eyyuhel mucrimûn

60. Elem a’hed ileykum yâ benî âdeme en lâ tâ’buduşşeytân innehû lekum aduvvun mubîn

61. Ve enî’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm

62. Ve lekad edalle minkum cibillen kesîran efelem tekûnû ta’kılûn

63. Hâzihî cehennemulletî kuntum tûadûn

64. lslevhel yevme bimâ kuntum tekfurûn

65. Elyevme nahtimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedu erculuhum bimâ kânû yeksibûn

66. Velev neşâu letamesnâ alâ a’yunihim festebekus sırâta fe ennâ yubsirûn

67. Velev neşâu lemesahnâhum alâ mekânetihim femestetâû mudıyyev velâ yerciûn

68. Ve men nuammirhu nunekkishu filhalkı, efelâ ya’kilûn

69. Ve mâ allemnâhuşşi’ra vemâ yenbegî leh in huve illâ zikrun ve kur’ânun mubîn

70. Liyunzira men kâne hayyen ve yehıkkal kavlu alel kâfirîn

71. Evelem yerav ennâ halaknâ lehum mimmâ amilet eydîna en âmen fehum lehâ mâlikûn

72. Ve zellelnâhâ lehum feminhâ rekûbuhum ve minhâ ye’kulûn

73. Ve lehum fîhâ menâfiu ve meşâribu efelâ yeşkurûn

74. Vettehazû min dûnillâhi âliheten leallehum yunsarûn

75. Lâ yestetîûne nasrahum ve hum lehum cundun muhdarûn

76. Felâ yahzunke kavluhum. İnnâ na’lemu mâ yusirrûne vemâ yu’linûn

77. Evelem yeral insânu ennâ halaknâhu min nutfetin feizâ huve hasîmun mubîn

78. Ve darebe lenâ meselen ve nesiye halkah kale men yuhyil izâme ve hiye ramîm

79. Kul yuhyihellezî enşeehâ evvele merrah ve huve bikulli halkın alîm

80. Ellezî ceale lekum mineşşeceril ahdari nâren feizâ entum minhu tûkidûn

81. Eveleysellezî halakassemâvati vel arda bikâdirin alâ ey yahluka mislehum, belâ ve huvel hallâkul alîm

82. İnnema emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehû kun, feyekûn

83. Fesubhanellezî biyedihî melekûtu kulli şey’in ve ileyhi turceûn.

Daha fazla bilgi için:

  • 1. Yâ Sîn.
    2. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki,
    3. Sen elbette (peygamber) gönderilenlerdensin.
    4. Dosdoğru bir yol üzeresin.
    5. Kur'an, mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
    6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için indirilmiştir.
    7. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
    8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
    9. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
    10. Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
    11. Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
    12. Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
    13. (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
    14. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
    15. Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
    16. (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
    17. "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
    18. Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
    19. Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
    20. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
    21. "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
    22. "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."
    23. "O'nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
    24. "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
    25. "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
    26. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine) Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!"
    27. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını.
    28. Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
    29. Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
    30. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
    31. Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
    32. Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
    33. Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
    34. Orada nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik, içinden sular fışkırttık;
    35. Onun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
    36. Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
    37. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
    38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.
    39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
    40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
    41. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
    42. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
    43. Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
    44. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
    45. Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
    46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
    47. Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
    48. "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
    49. Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
    50. Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
    51. Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
    52. Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
    53. Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
    54. O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
    55. Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
    56. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
    57. Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
    58. Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selâm" (vardır).
    59. (Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
    60. "Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
    61. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
    62. "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"
    63. "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."
    64. "İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"
    65. O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
    66. Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
    67. Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
    68. Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?
    69. Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
    70. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.
    71. Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
    72. Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
    73. Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
    74. Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.
    75. Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.
    76. (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
    77. İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
    78. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
    79. De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
    80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
    81. Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
    82. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
    83. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Hz. Muhammed aleyhisselâmın hak peygamber olduğu ona indirilen Kuran deliliyle desteklenerek açıklanır; başka peygamberlerin tevhid mücadelelerinden bir kesit verilerek bu uğurda büyük sıkıntılara katlanan Resûl-i Ekrem ve ona tâbi olanlar teselli edilir. Allah Teâlâ’nın birlik ve kudret delillerine ve evrendeki yaratılış sırlarına dikkat çekilerek öldükten sonra dirilme gerçeği ve bunun sonuçları üzerinde durulur. Râzî’nin belirttiği üzere bu sûrenin, İslâm inançlarının üç temel umdesinin (Allah’ın birliği, peygamberlik ve âhiret) en güçlü delillerle işlenmesine hasredildiği söylenebilir. Şöyle ki: 3. âyette –devamındaki delillerle teyit edilerek– peygamberlik müessesesi üzerinde durulmuş; müteakip âyetlerde Allah’ın birliği ve eşsiz gücü, öldükten sonra dirilmenin ve ilâhî huzurda yargılanmanın kaçınılmazlığı ortaya konmuş, son âyette de yine bu iki nokta (vahdâniyet ve haşir) özetlenmiştir. Kur’an’dan bu ölçüde de olsa nasibini alan kimse artık kalbinin payı olan imanı elde etmiş demektir ki bunun tezahürleri de diline ve davranışlarına yansıyacaktır (XXVI, 113).

Yasin Suresi faziletleri de birçok kişi tarafından merak edilmektedir. Hadis kaynaklarında bu surenin fazileti ile ilgili sözlere yer verilmiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: "Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'ân'ın kalbi de Yâsin'dir. Kim Yâsin'i okursa, Allah onun okumasına, Kur'ân'ı on kere okumuş gibi sevap yazar." (Tirmizî, Fedâilu'l-Kur'n, 7; Dârimî, Fedâilu'l-Kur'ân, 21)

Yasin okumanın faziletleri
• Aç olan insan doyar.
• Susuz insanın susuzluğunu giderir.
• Çıplak ise giyindirilir.
• Bekâr ise evlenir.
• Korkuyorsa emniyete kavuşur.
• Hasta ise sağlığına kavuşur.
• Yolcu ise seferi sırasında yardım edilir.
• Ölü yanında okunursa, Allah ona sorguyu kolay tutar.
• Eğer kaybolan birisi varsa bulunur.

Mekke döneminde inmiştir. 83 âyettir. Sûre, adını ilk âyeti oluşturan "Yâ-Sîn" harflerinden almıştır. 22. ve 23. cüzlerde yer almaktadır. Kelime sayısı 733 ve harf sayısı 3068'dir. Yasin Suresi, çok sayıda ismi olan surelerden birisidir.

Mekke döneminde inmiştir. Cin Suresi'nden sonra inmiştir. Kur'an-ı Kerim de (Mushaf da) 36. sırada, iniş tarihine göre ise 41. sırada yer almaktadır. Sûrede başlıca ahlâkî sorumluluklar, Antakya halkına gönderilen peygamberler ve halkının onları yalanlaması, Allah’ın bir olduğu ve kudretinin delili olan örnekler, insanların öldükten sonra kıyamet günü diriltildiklerinde nasıl karşılanacakları, hesap ve ceza konu edilmektedir.


Yasin 13. ile 32. ayetlerde, Allah’a davet için bir şehre giren üç peygamberin öyküsü anlatılmaktadır. O şehrin halkı, bu üç elçinin davetini kabul etmemişlerdir. Bazı rivayetlere göre bu elçiler Allah tarafından gönderilen elçiler yine bazı rivayetlere göre Hz. İsa (a.s) tarafından gönderilen elçilerdi.
Habib-i Neccar (Mümini Al-i Yasin) olduğu düşünülen bir kişi, halkı bu elçilere iman getirmeye davet etti. Halkı onu yalanladı ve öldürdü. Bu sebeple o halkın üzerine azap hak oldu. Hadis ve tefsir kaynakları Habib-i Neccar'ın imanından övgüyle bahsetmişlerdir. Habib-i Neccar'ın mezarı Türkiye'nin Antakya şehrinde bulunmaktadır.

“Yâsîn” kelimesinin pek çok anlamı vardır ve Sevgili Peygamber Efendimiz (SAV)in de isimlerindendir. Bununla ilgili bir hadîs-i şerîfte şöyle bahsedilmiştir: “Benim Kur’ân’da yedi ismim vardır. Muhammed, Ahmed, Yâsîn, Tâhâ, Müddessir, Müzzemmil ve Abdullah.” (İbnü Kesîr Tefsiri, Yâsîn Sûresi tefsiri)

Mekke döneminde inen ve toplamda 83 ayetten oluşan Yasin Suresi, Kuran-ı Kerim'in 22. ve 23. cüzünde yer almaktadır. İlk ayetlerinin "Yâ-Sîn" harflerinden oluşan Yasin suresinde 'Yasin'in kelime anlamına baktığımızda Ya ve Sin harflerinin mukattaat harflerinden olduğunu görürüz. “Nidâ = çağrı” anlamını taşıyan bu ilk kelimeden ismini alan Yasin Suresi, Cin Suresinden sonra inmiştir. Kuranda 36. sırada, iniş tarihine göre 41. sırada olan Yasin Suresinde nice olaylardan bahsedilmektedir.

İlgili yazılar