Trump’ın Orta Doğu Planı, İsrail’i Geride Bırakabilir
Başlık: Trump’ın Suudi Arabistan ve Körfez Ülkelerine Yaptığı Ziyaretin Amaçları ve Etkileri
Giriş: Trump’ın Körfez Turu ve Küresel Etkileri
ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı son ziyaret, iki ana amaca hizmet etti. Birincisi, “Amerika İlk” anlayışını küresel bir marka haline getirmekti. Bu, yalnızca ABD ve halkı için değil, aynı zamanda mümkün olan en fazla sayıda ülke için bir siyasi ve ekonomik hedef olarak belirlendi. Bu hedef, Cumhuriyetçi veya Demokrat bir liderin Beyaz Saray’da olup olmamasına bakılmaksızın, ABD’nin yararlarının dünyanın yararlarıyla örtüştüğü inancına dayanmaktadır.
Trump, Amerikan ekonomisine yatırım yapması için dünyanın en zengin üç ülkesini seçerek bu hedefe ulaşmanın daha kolay bir yolunu tercih etti.
Amerikan Markası ve İtibarı
Son çeyrek yüzyılda “Amerika” markası, birçok itibar kaybı yaşadı. Orta Doğu’daki sonsuz savaşlar, kaos ve yasadışı göç akışlarını körükledi; yaptırım politikaları düşmanlar ve müttefikler arasında huzursuzluk yarattı; ve Wall Street’in düzenlenmemiş finansal şemaları, büyük sonuçlarla küresel bir finansal krize yol açtı.
Aynı zamanda, “woke” ve “cancel culture” üzerine yapılan tartışmalar, Amerikalılar arasında benzeri görülmemiş bir iç kutuplaşma yarattı. Ekonomik politikaların en zengin elitlere ayrıcalık tanımaya devam etmesi, eşitsizlikleri ve rahatsızlıkları artırırken, ulusal borç $36 trilyona fırladı.
Yeni Bir Düzen: Çok Kutuplu Dünya
BRICS ve Çin’in yükselişi gibi örneklerle, ABD hegemonyasına dayalı “kurallar temelli düzen”e alternatif olabilecek yeni bir çok kutuplu siyasi ve ekonomik düzen ortaya çıkıyor. Bu bağlamda, Trump’ın Körfez ülkelerine yaptığı ziyaret, ülkesini yeniden markalaştırma ve ilk hatalarının ardından cazip hale getirme çabasıydı.
Trump’ın uyguladığı tarifeler, ABD’nin en kutsal finansal varlıklarından biri olan Hazine bonolarını riske atarak, ülkenin astronomik borcunun yeniden finanse edilmesini zorlaştırdı.
Pax Americana’nın Yeniden Başlatılması
Trump’ın Körfez turunun ikinci amacı, uzun süredir stratejik öneme sahip olan Orta Doğu’da “Pax Americana”yı yeniden başlatmaktı. Bu bölge, enerji açısından kritik bir merkez ve ticaret güzergahıdır; istikrarsızlığı, itaatsiz müttefikler ve yanıt vermeyen düşmanlar aleyhine kullanılabilir.
Artan gerilimler, Avrupa ve bölgedeki zayıf ABD müttefikleri için bir korku kaynağı olan “göç silahını” tetikleyebilir. Belirli grupların “terörist” olarak nitelendirilmesi, Rusya’nın Müslüman azınlık topluluklarını içeren yumuşak karnını daha da zorlayabilir.
Bölgedeki büyük petrol üreticileri arasında hedeflenmiş enerji politikaları, OPEC+’ı bölebilir ve Çin üzerindeki baskıyı artırabilir. Yenilenen Pax Americana, Uzak Doğu ile Avrupa arasındaki gelişen ticaret güzergahlarını da karşılayabilir; bu güzergahların en önemli unsuru, Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’dir.
Trump, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine “OPEC+ içinde global petrol fiyatlarıyla oynamaya devam edebilirsiniz ya da benimle on kat daha kârlı bir ekonomik ortaklık kurmayı seçebilirsiniz; seçim sizin” mesajını iletti.
Tel Aviv’i Aşarak
Şu an için, Riyad, Doha ve Abu Dabi, Trump’a $3 trilyon değerinde önceden yatırım yapma konusunda anlaştılar. Bazı rakamlar inandırıcı görünmese de, önemli olan Trump’ın bu duyuruların küresel piyasalardaki etkisidir.
Körfez yöneticilerinin cömertliği, ciddi ve kesin bir tercih yansıtabileceği gibi, zaman kazanmak için son derece pahalı bir hamle de olabilir.
Trump’ın ziyareti sırasında, bölgedeki İsrail’in yeri de dikkat çekiciydi. Trump, Körfez ziyaretinden önce İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu rahatsız eden bir dizi karar aldı. Hamas ile doğrudan müzakere ederek Tel Aviv’i geçerken, Yemen’deki Husilerle yaptığı ayrı bir anlaşma da İsrail’i korumadı.
Trump, İsrail’in büyük bölgesel yeniden yapılanmasında bir yük olabileceğini yavaş yavaş fark ediyor gibi görünüyor.
Sonuç: Yeni Kurallar ve Gelecek Beklentileri
Orta Doğu’daki ABD politikalarının altın standardının ölmüş olduğu anlaşılıyor. Trump, her türlü diplomatik geleneği ve alışkanlığı kırmaya hazır. Avrupa liderleri, belirsiz bir yola doğru ilerlerken, Trump, kendisine daha “istikrarlı ve güvenilir” olarak gördüğü Körfez yöneticileri ve Türkiye Cumhurbaşkanı ile ortaklık kurmaya kararlı.
Sonuç olarak, herkesin emniyet kemerini hızlıca takması gerekiyor; bu, en çok Netanyahu için geçerli.
Siz de bu konudaki düşüncelerinizi paylaşabilir veya ilgili diğer makaleleri okuyarak bilgilenebilirsiniz.