Trump’ın Gazze planını destekleyen Arap devletleri kazanç sağlıyor
Ateşkes Anlaşması Sonrası İsrail-Arap İlişkilerinde Yeni Dönem
Geçtiğimiz ay yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, İsrail ve Arap devletleri arasındaki ilişkilerin seyrini belirlerken, Arap ülkelerinin Washington üzerindeki siyasi etkisini de ortaya koydu. Bu durum, İsrail’in bölgede kazandığı askeri güçlerin ve Gazze’deki soykırımın, birkaç Arap devletinin işbirliği ve siyasi desteği olmadan mümkün olamayacağını vurguladı.
Arap devletleri, bu yıkımın ardından politik ve stratejik avantajlar elde etmeye çalışıyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin geçen hafta Beyaz Saray ziyareti bu stratejinin bir yansımasıydı. Prens, ABD yönetimini, İsrail ile normalleşme gerektirmeden Suudi Arabistan’a gelişmiş F-35 uçağı satışını onaylamaya ikna etti.
Ortadoğu’da Stratejik Yeniden Yapılanma
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşme, bölgedeki güç mücadelesini ve stratejik yeniden yapılanmayı net bir şekilde ortaya koydu. Bu bölgesel kaymanın yönü belirsizliğini korurken, Filistin çıkarlarının tamamen göz ardı edildiği görülüyor.
Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, İsrail’in, geçtiğimiz yıl Lübnan’da gördüğümüz politikaları sürdürmesi bekleniyordu. Bir ay geçmesine rağmen, Gazze’deki ateşkese rağmen İsrail, yüzlerce ihlal gerçekleştirdi ve neredeyse 350 Filistinliyi öldürdü. Bu olaylar, bölgede bir yeniden yapılandırmanın yaşandığını gösteriyor.
Arap Devletlerinin Temel Çıkarları
Arap devletlerinin, soykırımın başlangıcından bu yana en büyük çıkarı, Filistinlilerin kendi topraklarına göç etmelerini önlemek olmuştur. Bu, özellikle Mısır ve Ürdün için büyük bir endişe kaynağıdır. Aynı zamanda, bu devletler, İsrail’in İran ve müttefikleriyle yüzleşmesini isterken, doğrudan Arap katılımı olmaksızın bir bölgesel savaşın çıkmasını engellemeye çalışıyorlar.
Arap devletlerinin bu alandaki başarıları göz ardı edilemez bir hal aldı. ABD’nin yatırım ve ihracat ihtiyacını kullanarak, daha önce İsrail onayına bağlı olan sivil nükleer anlaşması gibi tavizler elde ediyorlar.
Filistinlilerin Dışlanması
Filistinliler ise bu çıkar odaklı düzenlemelerin tamamen dışında kalmaya devam ediyor. Arap kamuoyunda Filistin davasına geniş bir destek olmasına rağmen, İsrail’in yeni operasyon hatlarının oluştuğunu görmekteyiz. Bir yandan bölgesel gerilimin sınırlandırılması, diğer yandan Filistinlilerin yaşamı hakkında anlamlı bir müdahale olmaması dikkat çekiyor.
Geçtiğimiz hafta, Gazze’den Güney Afrika’ya gizemli koşullarda uçakla taşınan Filistinlilerin, Filistinlilerin zorla yerinden edilme planlarının hâlâ aktif olduğunu ortaya koydu.
Gelecekteki Gerginlikler
Geçtiğimiz hafta yapılan savunma bütçesi tartışmalarında, İsrail ordusu 2026 savunma bütçesinin yaklaşık 140 milyar şekel (38 milyar $) seviyesinde tutulmasını istedi. Bu durum, artan tehditler ve Suriye’de işgal edilen toprakları tutma ihtiyacıyla bağlantılı olarak, daha fazla şiddet içeren bir geleceğin habercisi olabilir.
Bölgesel yeniden yapılandırma, İsrail’i rahatsız edici ve belirsiz bir konuma yerleştiriyor. İsrail, Arap devletleri üzerindeki hakimiyetinin artık garanti altında olmadığını kabullenmek zorunda kalıyor.
Sonuç olarak, Arap devletleri önemli kazanımlar elde ederken, Filistin’in geleceği konusunda ciddiyetle hareket etmedikçe, bölge daha fazla istikrarsızlık ve savaş yolunda ilerlemeye devam edecektir.
Düşüncelerinizi Bizimle Paylaşın!
Bu makaleyi beğendiyseniz, görüşlerinizi bizimle paylaşın veya ilgili diğer içeriklere göz atın!
