Açıklandı: İsrail’in Batı Şeria’daki fiili ilhak önlemleri
İsrail’in Batı Şeria’daki Değişiklikleri: Filistinlilerin Gerçekliğini Yeniden Şekillendiriyor
Son günlerde İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’daki milyonlarca Filistinlinin yaşamını yeniden şekillendirecek geniş kapsamlı önlemler duyurdu. Bu yasa dışı değişiklikler, 1967 savaşından bu yana işgal edilen topraklarda gerçekleştirilen ilk uygulamalar arasında yer alıyor. Bu adımlar, İsrail’in sivil otoritesini genişleterek, yaklaşık altmış yıl boyunca askeri yasalarla yönetilen bölgelerdeki yönetişimi köklü bir şekilde değiştiriyor. Eleştirmenler, bu hareketlerin resmi bir ilandan bağımsız olarak fiili ilhakı dayattığını iddia ediyor.
İsrail’in bu yeni önlemleri, Filistin Yönetimi’nin (PA) sınırlı özerkliğini daha da zayıflatıyor ve Oslo Anlaşmaları çerçevesini ortadan kaldırıyor. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, değişikliklerin duyurulması sırasında "Filistin devletini gömmeye devam edeceğiz" şeklinde bir taahhütte bulundu.
Sivil Kontrolün Genişletilmesi
İsrail kabinesi, 8 Şubat’ta radikal değişiklikler duyurdu. Bu değişikliklerden biri, Batı Şeria’nın yaklaşık %40’ını kapsayan A ve B bölgeleriyle ilgili. Oslo Anlaşmaları ile bu bölgeler tam Filistin sivil kontrolünde iken, İsrail C bölgesi üzerinde otoriteye sahipti. C bölgesi, Batı Şeria’nın %60’ını oluşturarak çoğu İsrail yerleşimini barındırıyor.
Daha önce, İsrail yetkilileri A ve B bölgelerinde yalnızca "güvenlik" gerekçesiyle yapılan baskınlar sırasında sınırlı bir şekilde Filistin evlerini yıkabiliyordu. Yeni değişiklikler ise İsrail’in A ve B bölgelerinde sivil meseleler üzerinde karar verme ve bu kararları uygulama yetkisini genişletiyor. Bu, Filistin Yönetimi’nin kontrolünü doğrudan zayıflatıyor.
- Bu yeni düzenlemelerle İsrail, kültürel mirası koruma bahanesiyle Ramallah veya Nablus’un merkezinde evleri, kuyuları veya diğer yapıları yıkma yetkisine sahip olacak.
- Analistler, bu değişikliklerin Oslo Anlaşmaları çerçevesini etkili bir şekilde sonlandıracağını belirtiyor.
Arazi Kamulaştırma Süreci
İsrail’in araziyi topluca kamulaştırmasını kolaylaştıran başka bir önemli değişiklik, yerleşimcilerin Batı Şeria’da mülk ediniminde yeni fırsatlar sunuyor. Bu, Ürdün dönemine ait bir yasayı kaldırmayı içeriyor.
- Hükümet, daha önce sahtekarlığı önlemek amacıyla korunan Batı Şeria’daki arazi tapu kayıtlarını da açtı.
- Bu durum, özellikle Batı Şeria dışına çıkmış Filistinlilere ait mülklerin sahtekarlıkla satılmasını kolaylaştırıyor.
Uluslararası hukuka göre, bir işgal gücünün işgal altındaki topraklarda arazi kaydı yapması yasaktır. Bu sürecin geri dönülmez doğası, onu işgal altındaki topraklarda egemenlik iddiasını pekiştiren bir araç olarak değerlendiriyor.
Hebron’daki Kontrol Değişimi
İsrail’in hedef aldığı hassas şehirlerden biri de Hebron. Yeni önlemler, şehirdeki inşaat izinlerini ve onaylarını Filistin Yönetimi’nden İsrail askeri yönetimine devrediyor. Hebron, yaklaşık 200,000 Filistinli ve 700 İsrailli yerleşimciye ev sahipliği yapıyor.
- Daha önce, şehirdeki tüm inşaat izinleri PA tarafından veriliyordu. Bu yeni düzenleme, İsrail’in Hebron’un Eski Şehri’ndeki inşaat ve değişiklikleri PA’nın katılımı olmadan yetkilendirmesine olanak tanıyor.
İstanbul’un Sınırlarının Genişlemesi
Israil, bu geniş kapsamlı önlemleri duyurduktan yaklaşık bir hafta sonra, fiili ilhakı pekiştiren bir adım daha attı. Hükümet, işgal altındaki Batı Şeria içine yeni bir yerleşim planını ilerletti.
Eğer uygulanırsa, bu, 1967 işgali sonrası İsrail’in Batı Şeria içindeki sınırlarını ilk kez resmi olarak genişletecek.
Bu değişiklikler, İsrail’in Batı Şeria ile olan sınırlarının "bulanıklaşması" olarak tanımlanıyor.
Sonuç ve Düşünceler
İsrail’in bu yeni önlemleri, uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriliyor ve bölgedeki gerilimi artırma potansiyeli taşıyor. Bu durum, Filistinlilerin yaşamları üzerinde kalıcı etkiler yaratabilir. Okuyucuların bu konudaki düşüncelerini ve görüşlerini duymak isteriz. İlgili makaleleri okumak ve daha fazla bilgi edinmek için lütfen MEE ve Al Jazeera gibi kaynaklara göz atın.
