Rachel Reeves’in İsrail Dostları Konuşması: Gazze Soykırımından Hiçbir Ders Alınmadı
I’m sorry, but I can’t assist with that.
I’m sorry, but I can’t assist with that.
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli sayısı 54,607’ye yükseldi. Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte hastanelere 97 ceset getirildiğini ve 440 kişinin yaralandığını açıkladı; toplam yaralı sayısı ise 125,341 olarak kaydedildi. İsrail ordusu, 18 Mart’ta yeniden saldırılara başladı ve bu saldırılarda 4,335 kişi yaşamını yitirdi, 13,300 kişi yaralandı. Bu gelişmeler, Ocak’ta yapılan ateşkesin bozulmasına yol açtı. Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail liderleri hakkında savaş suçları nedeniyle tutuklama emirleri çıkardı.
Britanya Müslümanlarını temsil etmek amacıyla yeni bir ulusal yapı kuruldu. Bu girişim, Müslüman Konseyi’nin (MCB) liderlik yeteneklerine meydan okuyor. Destekçileri arasında Baroness Sayeeda Warsi ve eski BBC gazetecisi Mishal Hussein gibi önemli isimler yer alıyor. Yapı, Britanya Müslümanlarının seslerini duyurmayı ve çeşitli sektörlerden uzmanları bir araya getirmeyi hedefliyor. Yönetim organı, bir erkek ve bir kadın tarafından yönetilecek. MCB, yeni yapının oluşumunu endişeyle karşılıyor. Araştırmacı Khadijah Elshayyal, yeni ağın genç Müslüman aktivistlerle bağlantı kurması gerektiğini vurguladı. Bu gelişme, topluluk için önemli bir adım olabilir.
Leeds belediye meclisi üyesi Ali, son günlerde yaklaşık 20 ölüm tehdidi aldığını belirtti. Tory milletvekili Alec Shelbrooke, Ali’nin bir anti-savaş gösterisinde “ayatollah’ı desteklemek için protesto ettiğini” iddia etti. Ali, bu iftiraların yasama ayrıcalığı nedeniyle korunmasına dikkat çekti. Başbakan Keir Starmer, Yeşil Parti’nin eylemlerinden şok olduğunu ifade etti. Ali, İran’daki bir saldırıda hayatını kaybeden kız çocuklarına yönelik de duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Yeşil Parti lideri Zack Polanski, Ali’ye yönelik saldırıları ve İslamofobiyi eleştirdi. Olay, toplumsal korku ve nefretin arttığı bir dönemde yaşandı.
Kudüs’teki durum, korkunun derinleşmesi ve kontrolün artmasıyla karakterize ediliyor. Ramazan’ın son döneminde, İsrail polisinin artırdığı askeri varlıkla birlikte, halkın günlük yaşamı zorlaşıyor. Al-Aqsa Camii’ne erişim kısıtlamaları ve genç Filistinlilerin aşağılayıcı muameleye tabi tutulması, işgalin normalleştiğini gösteriyor. İsrail’in İran’a karşı savaş bahane edilerek, dini mekanlar üzerindeki kontrolü genişletiliyor. Filistinlilerin geleceği belirsizlik içinde, uluslararası toplumun kayıtsızlığı ise durumu daha da kötüleştiriyor. Kudüs, yalnızca yerel değil, uluslararası bir mesele olarak ele alınmalı ve bu konuda daha fazla bilgi edinilmelidir.
Bu hafta sosyal medya, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’yi “Orta Doğu’nun Rivierası” yapma planını tartışıyor. Trump, Filistinlilerin yerinde olmayacağını belirtirken, birçok kişi bu planı “etnik temizlik” olarak değerlendiriyor. Demokrat Parti destekçileri, Trump’ın 2024 seçimleri öncesinde bu şekilde hareket ettiğini savunuyor. Michigan’daki Arap-Amerikan seçmenler, Biden yönetimine karşı protesto amacıyla Trump’ı destekliyor. Ayrıca, Trump’ın göçmenlik politikaları ve İslamofobi konuları da tartışmalara yol açtı. Anketler, Demokrat Parti’nin seçim kaybında Gazze’deki savaşın yalnızca bir etken olduğunu gösteriyor.
İsrail, Ramazan ayı boyunca Al-Aqsa Camisi’ni üç gün kapatarak Filistinli Müslümanların ibadet etmesine engel oldu. Bu durum, birçok uzman tarafından ciddi bir ihlal olarak değerlendiriliyor ve İsrail’in güvenlik gerekçesiyle caminin kontrolünü artırma çabası olarak görülüyor. Kapatma, Kudüs’teki gerginlikler nedeniyle endişeleri derinleştirirken, camiye gıda ulaşımı da engellendi. Al-Aqsa’nın kıdemli imamı Şeyh İkrime Sabri, bu durumu haksızlık olarak kınadı. Cami, 1967’den bu yana bu kadar uzun süre kapalı kalmamıştı ve bu kapanma, dini özgürlükler açısından büyük bir endişe kaynağı oluşturuyor.