Tucker Carlson, Filistin ve Ürdün’de Hristiyan-Muslim Uyumunu Ele Aldı
Tucker Carlson, Ürdün’de Hristiyanların Din Özgürlüğünü Tartıştı
Tucker Carlson, din özgürlüğü konusunu derinlemesine ele almak üzere Ürdün’e giderek, önemli Hristiyan figürlerle bir araya geldi. Bu özel bölümde, Hristiyanların Ürdün Krallığı’ndaki ve sadece 25 mil uzaklıktaki işgal altındaki Kudüs’teki yaşamlarına dair önemli bilgiler paylaşıldı. Din özgürlüğü, hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar için kritik bir mesele haline gelirken, Carlson’ın bu konudaki görüşleri izleyiciler tarafından dikkatle takip edildi.
Carlson, daha önce ABD’de birçok konukla Hristiyanların işgal altında nasıl yaşadığı hakkında konuşmuş olsa da, bu bölüm onun için yeni bir öğrenme deneyimi oldu. Kudüs Anglikan Başpiskoposu Hosam Naoum, "Buradaki kralımız Abdullah, Doğuş Kilisesi ve Kutsal Kabir’in onarımı için önemli bir miktar bağışta bulundu. Aynı şey Filistin Yönetimi için de kısmen geçerli," dedi.
Hristiyan ve Müslüman İşbirliği
Naoum, İsa’nın kendisi gibi bir Filistinli ve şu anda hem İsrail hem de Ürdün vatandaşlığına sahip. Carlson, "Amerikalıların burada bir Müslüman kralın Hristiyan kutsal alanlarına para bağışladığını duyduğunda kafalarının karışabileceğini düşünüyorum," diyerek o anı özetledi.
Ürdün Kralı’nın 2013 yılında resmi olarak yapılan bir düzenleme ile işgal altındaki Batı Şeria’daki Yahudi olmayan kutsal alanların koruyuculuğunu üstlendiğini belirten Naoum, Ürdün’ün Kutsal Topraklar’daki restorasyon ve insani yardım projelerini finanse ettiğini kaydetti. Ancak, en zengin Hristiyan örgütlerinin ABD’de illegal İsrail yerleşimlerinin inşasına para gönderdiği belirtildi.
Din Özgürlüğü ve Sınırlamalar
Carlson, "Neden koruyuculuğu yöneten hükümete, yani İsrail hükümetine devretmek daha kolay olmaz mı?" diye sordu. Naoum, "Hayır," şeklinde yanıtladı. İsraillilerin hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar için ibadet kısıtlamaları uyguladığını belirtti. "Hristiyanlar ve pilgrimlerin Paskalya kutlamalarına engel oluyorlar… Ve bu, güvenlik gerekçesiyle yapıldığı iddia ediliyor," dedi.
Naoum, "Kudüs’te Hristiyanların Paskalya kutlamalarında güvenlik sorunları oldu mu?" sorusuna "Bilgim dahilinde olmadı," yanıtını verdi. Ancak, Hristiyan sembollerini taşırken İsrailliler tarafından "tükürüldüğünü" de sözlerine ekledi.
Kültürel Birliktelik
Hristiyan Ürdünlü Saad Mouasher, bu bölgede Müslümanlar ve Hristiyanların bir arada yaşadığını ve bunun bin yılı aşkın bir süredir sürdüğünü ifade etti. "İslam, burada Hristiyanlar için kültürümüzün çok önemli bir parçasıdır. Kesinlikle rahat hissediyoruz," diye belirtti.
Carlson, "25 yıldır, 11 Eylül’den beri, İslam’ın Hristiyanlığa düşman olduğu öğretiliyor," dedi. Mouasher ise "Ben hiç Hristiyan olarak ayrımcılığa maruz kalmadım. Eşit vatandaşlar olarak anayasal haklarımız var," diye yanıtladı.
Sonuç ve Çağrı
Bu bölümde, Naoum ve Mouasher, ABD, İsrail ve Ürdün hakkında politik eleştirilerden uzak durmaya çalışsalar da, Carlson kendi değerlendirmelerini ekleyerek konuyu genişletti. ABD’nin İsrail büyükelçisinin Hristiyanların kötü muamele görmesi konusunu gündeme getirmediğini eleştirdi.
Carlson’ın bu konudaki açıklamaları, izleyicilerde büyük bir yankı uyandırdı. Bu konudaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın veya benzer makaleleri okumak için sitemizi ziyaret edin.
Daha fazlasını öğrenmek için Middle East Eye ve The Guardian gibi güvenilir kaynakları takip edebilirsiniz.
