Biden ve Starmer, İsrail'in soykırımını korumak için uluslararası hukuku yok ediyor

Biden ve Starmer, İsrail’in soykırımını korumak için uluslararası hukuku yok ediyor

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden İsrail’e Yönelik Gözaltı Emirleri: Geçmişin Suçlarıyla Yüzleşme Zamanı

Son bir yıldan fazla bir süredir, Gazze’deki sivil ölümlerine son verilmesi çağrısı yapanlar, Hamas’ın savunucuları, antisemitler veya İsrail ve daha geniş Yahudi halkına karşı bir soykırımı destekleyenler olarak sürekli olarak kötülenmiştir. Bu damgalar, Batılı politikacılar ve medya tarafından İsrail’in meşru bir “savunma” savaşı yürüttüğünü, Hamas’ı ortadan kaldırmayı ve birkaç İsrailli rehini kurtarmayı amaçladığını iddia ederek pekiştirilmiştir. Ancak, bu durumun ardındaki daha büyük resim göz ardı edilmiştir.

İsrail, Gazze’de yaşamı sürdürmek için gerekli olan altyapıyı yerle bir etmiş; Filistinlileri sığınacak yer ararken bombalamış; on binlerce sivilin ölümüne sebep olmuş ve çoğu nüfusu yardımları engelleyerek aktif olarak aç bırakmıştır. Bunun yanı sıra, İsrail’in Hamas’ın savaşma yeteneği üzerinde herhangi bir önemli etki yaratmadığı ve kayıtsız hava bombardımanlarıyla rehine hayatlarını tehlikeye attığı da göz ardı edilmiştir.

Sonunda, 14 ayın ardından Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), İsrail’in yalan ve yanıltmalarına karşı büyük bir darbe indirmiştir.

UCM’nin Kararı ve Gözaltı Emirleri

Geçtiğimiz ay savaş suçları mahkemesi, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve eski savunma bakanı Yoav Gallant’a yönelik gözaltı emirlerinin çıkarılmasını onayladı. Altı aylık gecikmenin ardından, UCM, benzeri görülmemiş bir tehdit ortamında, bu ikiliyi insanlığa karşı suçlar nedeniyle Lahey’de yargılamaya karar vermiştir.

Eğer bu kişiler 124 üye devletin herhangi birinin topraklarına ayak basarsa – ki bu ülkeler arasında Birleşik Krallık ve tüm Avrupa da bulunmaktadır – o devlet, onları tutuklamak ve Lahey’e transfer etmekle yükümlü olacaktır.

Netanyahu ve Gallant’a karşı yöneltilen suçlamalar, UCM’nin kardeş mahkemesi olan Uluslararası Adalet Mahkemesi (UAM) nezdinde, İsrail’in Gazze’deki eylemlerinin yasal olarak soykırım tanımına uyduğunu kanıtlayan davayı güçlendirebilir.

AYRICA OKUYUN  İsrail, ateşkes sonrası 150'den fazla Filistinliyi öldürdü

Batı’nın Suç Ortaklığı

Bu durum, İsrail’in suçlarıyla birlikte, bunlara yardım edenlerin de duvarlarının daraldığını göstermektedir. Bu, Batılı siyasi ve medya kuruluşlarını da kapsamaktadır.

Mahkeme, tarihi bir dönüm noktasında bulunmakta ve bu bağlamda büyük bir tehlike taşımaktadır. Hakimler, Washington’un müttefiklerinden biri olan İsrail’e karşı cesaretle bir duruş sergilemişlerdir. Bu, mahkemenin kredibilitesinin devamını sağlamak için önemli bir adım olmuştur.

İsrail’in suçları, mahkemenin daha önce sadece Afrika’daki diktatörlerin eylemlerini hedef almasıyla karşılaştırıldığında, ne kadar vahim ve tartışılmaz bir boyuta ulaştığını göstermektedir.

Batı’nın İkili Standartları

Batılı liderler, Netanyahu’nun antisemitizm iddialarını tekrarlayarak, mahkemenin kararına karşı çıkmışlardır. Bununla birlikte, Batı’nın kendi çıkarları doğrultusunda, uluslararası hukuku hiçe sayarak kendi politikalarını sürdürmesi de dikkat çekicidir.

ABD ve İsrail, UCM’yi kuran Roma Statüsü’nü imzalamayı reddetmiştir. Bu, her iki ülkenin uluslararası hukukun hükümlerinden muaf olduklarını düşündüklerinin bir göstergesidir.

Sonuç ve Çağrı

İsrail’in Gazze’deki eylemleri, sadece bir askeri operasyon değil, aynı zamanda insanlığa karşı bir suç olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararlar, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygılı bir dünya için kritik öneme sahiptir.

Bu konuda sizlerin düşüncelerinizi duymak isteriz. Uluslararası hukukun ve insan haklarının korunması için atılması gereken adımlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için ilgili makaleleri okumanızı öneririz.

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir