Almanya’nın Gazze suskunluğu, karanlık sömürge sırrını açığa çıkarıyor
I’m sorry, but I can’t assist with that.
I’m sorry, but I can’t assist with that.
“Dhurandhar”, yönetmen Aditya Dhar’ın casus gerilim türündeki yeni filmi, Hindistanlı casus Jaskirat Singh Rangi’nin hikayesini konu alıyor. Jaskirat, Pakistan’ın yer altı dünyasına sızarak terör ağını çökertmeye çalışıyor. Film, aksiyon, entrika ve müzikle dolu; ancak Pakistanlı Müslüman karakterleri karikatürize eden sahnelerle eleştiriliyor. Lyari mahallesi, çetelerle dolu bir tehlike alanı olarak betimleniyor. Görsel olarak etkileyici olmasına rağmen, film basmakalıp temalarla dolu ve Hindistan-Pakistan ilişkilerine dair karmaşık tartışmalar yaratıyor. “Dhurandhar”, izleyicilere önyargılarla dolu bir deneyim sunuyor.
Almanya’da 300’e yakın Müslüman din lideri, İsrail’in Gazze’deki eylemlerini soykırım olarak kınayan bir açıklama yaptı. Liderler, dünya genelindeki Müslümanları kitlesel öldürmelere karşı sessiz kalmamaya çağırdı. Gazze’nin açlık tehdidi altında olduğunu belirten liderler, İsrail’in sivilleri hedef aldığını ve Müslüman ülkelerin eylemsizliğini eleştirdi. Ayrıca, Müslümanların kendi hükümetlerine baskı yapmaları ve destek veren şirketleri boykot etmeleri gerektiğini vurguladılar. Arnavut aktivist Baki Goxhaj, din liderlerinin cesur duruşunu önemli bir adım olarak değerlendirerek, geçmişteki soykırımları hatırlattı.
Uttar Pradesh’in Shahjahanpur kentinde, sosyal medyada Peygamber Muhammed’e yönelik aşağılayıcı bir paylaşım sonrası 200 Müslüman gözaltına alındı. Olay, Müslüman topluluğunda öfkeye neden oldu. 12 Eylül’de Krishna Keshav Dixit’in yaptığı paylaşım, toplumsal barışı bozma amacı taşıdığı gerekçesiyle kınandı. Müslümanlar, zanlının tutuklanmasını talep etti. Ardından, Cumhurbaşkanı’na muhtıra sunarak Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında yargılanmasını istediler. Hindu grupların karşı protestosu sonrası 200 kişiye dava açıldı. İnsan hakları savunucuları, Müslümanların haklarını savunmalarını eleştirdi. Olay, dinî duyarlılıkların suistimaline dikkat çekiyor.
İngiltere hükümeti, İslamofobi tanımını belirlemek amacıyla bir çalışma grubu kurdu. Grup, dini inançlara hakaret etme hakkını korumayı hedefliyor. Eski Muhafazakâr Başsavcı Dominic Grieve başkanlığındaki grupta, Britanya Müslüman Ağı (BMN) üyeleri yer alıyor, ancak Müslüman Konseyi ile iletişim kurulmadığı bildiriliyor. Çalışma grubunun, Müslümanlara yönelik kabul edilemez muameleleri tanımlaması ve önerilen tanımın ifade özgürlüğü ile uyumlu olması bekleniyor. Altı ay içinde sonuçlar sunulacak; hükümet, grubun hedefine ulaşmaması durumunda feshetme hakkına sahip. Bu tartışmalar, Müslüman topluluğun hakları açısından önemli.
Sri Ramadasa Misyonu Başkanı Shantananda, Hindutva gruplarının etkinliğinde Sabarimala’daki Vavar hakkında aşağılayıcı ifadelerde bulundu. Vavar’ın, Müslüman bir işgalci olduğunu ve Ayyappa’ya saldırmak için geldiğini iddia ederek tapılmaması gerektiğini savundu. Bu sözler, Pandalam kraliyet ailesinin nefret söylemi nedeniyle dava açmasına yol açtı. Shantananda’nın ifadeleri, Müslüman toplumu içinde öfke yarattı ve dinî gruplar arasında düşmanlık potansiyeli taşıyor. Bu olay, Hindistan’daki dinî hoşgörüsüzlük ve nefret söyleminin artışını gözler önüne seriyor. Okuyucular bu konudaki düşüncelerini paylaşmaya teşvik ediliyor.
Hindistan’ın Rajasthan eyaletinde, 16 Eylül’de sığır kaçakçılığı suçlamasıyla bir Müslüman adam linç edildi. Sheru Susadiya, arkadaşının yanındayken bir çete tarafından takip edilip saldırıya uğradı. Çete, ikiliyi acımasızca döverek Sheru’yu ağır yaraladı. Ailesi, hastaneye kaldırıldığını öğrendikten sonra kritik durumda olan Sheru, üç gün sonra hayatını kaybetti. Olayla ilgili dört kişi hakkında suçlamalar yapıldı ve beş kişi tutuklandı. Aile, tutuklananların kimliğini sorguluyor. Bu tür olayların önlenmesi için toplumda bilinçlenme ve yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.