Gaza’daki soykırım, dünya genelinde Müslümanları hedef alıyor
Gıda Sırasında Kalabalıklar: Filistin’de Yaşananlar ve Küresel Etkileri
Filistin’de gıda dağıtım noktalarında bekleyen yüzlerce insan, boş tencereleriyle yardım bekliyor. Çocuklar, eksik kolları, bacakları veya bazen her ikisiyle hayata tutunmaya çalışıyor. Acil durum çalışanları, tahrip olmuş ambulanslarının yanında toplu mezarlara gömüldü. Filistinliler, yardım dağıtım alanlarında vuruluyor; Gazze Şehri’nden aileler kitlesel yerinden edilme tehdidiyle karşı karşıya. Gazeteciler, Anas al-Sharif gibi, tanıklık ettikleri için hedef alınıyor.
Bu sahneler ölüm değil, yaşamın sistematik bir şekilde yok edilmesinin görüntüleri. Sürekli bombalamalar, açlık, susuzluk, hayat değiştiren yaralanmalar, tedavi edilmemiş hastalıklar, travmalar, yorgunluk ve soğuk, sel ve sıcak hava koşullarından korunmasız kalma gibi unsurlar, bu sürecin birer parçası. İşgal altındaki Batı Şeria’da da Filistinliler, İsrail’in ölümcül baskınları ve yerleşimci saldırılarıyla karşı karşıya kalıyor; Gaza savaşının başlamasından bu yana yüzlerce insan hayatını kaybetti.
Filistin’de Yaşamın Yok Edilmesi: Küresel Bir Sorun
Uzun yıllardır Filistin’de Müslüman yaşamının yok edilmesi, yalnızca yerel bir mesele değil, aynı zamanda dünya genelindeki Müslüman topluluklar için de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Filistin, nüfus kontrolü ve etnik ayrımcılık yöntemlerinin şekillendiği ve dünya genelinde ihraç edildiği bir merkez olmuştur. Bu tür bir yok edici mantık, gelecekte kitlesel Müslüman ölümlerinin önünü açacak bir çerçeve sunuyor.
Karşı İsyan Laboratuvarı: Filistin’in Rolü
Filistin, uzun zamandır karşı isyan taktiklerinin test edildiği bir laboratuvar işlevi görüyor. Britanya’nın sömürge yönetimi ve İsrail işgali altında, Filistin, disiplin yöntemleri ve gözetim teknolojilerinin üretim merkezi haline geldi. 11 Eylül 2001’deki saldırılardan sonra başlayan terörle savaş, dünya genelinde "terörizmi" yok etme amaçlı bir kampanya olarak devam ediyor.
Filistin’deki savaş deneyimleri, dünya genelindeki Müslüman nüfusların kontrolü için temel bir bilgi kaynağı olmuştur. Bu durum, ABD üniversitelerinde öğrenci kamp hareketlerini bastırmak için kullanılan tekniklerin kaynağını oluşturuyor.
Savaşın Irkçı Dilinin Şekillenmesi
Filistin, terörle savaşın ırkçı dilinin şekillendiği bir noktadır. Terörizm kavramı, 1970’lerde ortaya çıkmış ve 1980’lerde Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle günümüzdeki biçimine kavuşmuştur. Filistinli intihar bombacısı, "İslamcı terörizm"in sembolü haline gelerek, Müslüman teröristlerin irrasyonelliğiyle ilişkilendirilmiştir.
Sonuç: Küresel Bir Tehlike
Filistin’deki Müslüman yaşamının yok edilmesi, yalnızca yerel bir sorun değil, aynı zamanda dünya genelindeki Müslüman topluluklar için bir tehlike oluşturan bir durumu ifade ediyor. Bu tür bir yok edici mantığın, dünya genelinde Müslüman yaşamını hedef alacak şekilde yayılması riski artmaktadır. Filistin’deki işgal, kontrol ve yok etme yöntemlerinin geliştirildiği bir laboratuvar olarak görülmelidir. Bu mantıklar ortadan kaldırılmadıkça, Filistinlilerin bugün maruz kaldığı soykırım şiddeti, dünya genelinde Müslüman yaşamını hedef alacak bir şablon haline gelebilir.
Okuyucularımız, bu makaleyi paylaşarak veya benzer konulardaki diğer yazılarımıza göz atarak düşüncelerini bizimle paylaşabilirler.