Trump, Körfez Ülkelerine Yeni Avantaj Sağladı, Filistinlileri İsrail'e Mahkûm Etti

Trump, Körfez Ülkelerine Yeni Avantaj Sağladı, Filistinlileri İsrail’e Mahkûm Etti

Israel-Arap İlişkilerinde Yeni Dönem: Ateşkes Anlaşmasının Sonuçları

Geçtiğimiz ay yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, İsrail ile Arap devletleri arasındaki ilişkilerin dinamiklerini ortaya koydu ve Arap devletlerinin Washington’daki siyasi etkisini vurguladı. Bu durum, İsrail’in bölgedeki askeri kazanımlarını elde etmesi ve Gazze’deki çatışmalar sırasında gerçekleştirdiği eylemlerde Arap ülkelerinin siyasi desteğinin ne kadar kritik olduğunu gösterdi.

Ateşkesin ilk günlerinden itibaren, Arap devletleri bu vahşet karşısında siyasi ve stratejik avantajlar elde etmeye çalıştı. Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin geçen hafta Beyaz Saray ziyareti, bu stratejinin bir yansımasıydı. Prens, ABD yönetimini, İsrail ile normalleşme talep etmeden Suudi Arabistan’a gelişmiş F-35 uçaklarının satışını onaylamaya ikna etti.

Bölgesel Güç Mücadelesi

Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşme, bölgedeki stratejik yeniden yapılanma ve İsrail ile Arap devletleri arasındaki güç mücadelesinin boyutlarını net bir şekilde ortaya koydu. Ancak, bu bölgesel değişimin yönü belirsizliğini korurken, Filistinli çıkarları tamamen göz ardı edilmektedir.

Ateşkes Sonrası Gelişmeler

Ateşkesin uygulanmaya başlamasından bu yana, İsrail’in Lübnan’da izlediği politikaları sürdürmesi beklenmedik bir durum değil. Lübnan’daki 2024 Kasım ateşkesinden bu yana, İsrail 3,500’den fazla ihlal gerçekleştirerek 100’den fazla Lübnanlı sivil ve birçok Hezbollah savaşçısını öldürdü. Gazze’deki ateşkesten sadece bir ay sonra, İsrail yüzlerce ihlalde bulundu ve neredeyse 350 Filistinliyi öldürdü.

Bu olaylar, bölgedeki yeniden yapılanmanın somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Arap devletlerinin temel kaygısı, Filistinlilerin kendi topraklarına zorla yerleştirilmesini engellemek.

Yeni Uluslararası Politika

Arap devletleri, artan tehdit algısı ile birlikte, İsrail’i sınırlama konusunda yeni bir uluslararası politika geliştirmeye başladı. Bu, İsrail’in aşırı sağ kesiminin itirazlarına rağmen ateşkesi dayatma çabalarını, ABD’nin İsrail ile olan ilişkilerini koruma yönündeki hava taşımacılığını ve doğrudan ABD müdahalesini içeriyor.

AYRICA OKUYUN  Kaliforniya Valisi, Eleştirmenlerin 'İsrail Vergisi' Dediği Tasarıyı Veto Etti

Araba devletleri, İran ve müttefiklerine karşı İsrail’in mücadele etmesini istiyor ancak doğrudan bir Arap müdahalesi olmaksızın.

Filistinlilerin Dışlanması

Bu süreçte, Filistinliler tamamen bu çıkar odaklı düzenlemelerin dışında kalmış durumda. Arap kamuoyunun Filistin davasına olan geniş desteğine rağmen, İsrail’in yeni operasyon hatları çizdiği bir dönemden geçiyoruz.

Son günlerde Gazze’den Güney Afrika’ya gizemli koşullarla taşıdığı bir grup Filistinli, zorla yerinden etme çabalarının hala aktif olduğunu gösterdi.

Geleceğe Dair Belirsizlik

Bölgedeki yeniden yapılandırma, İsrail’i rahatsız edici ve belirsiz bir konuma sokuyor. Artık Arap devletleri üzerindeki egemenliği garanti altına alınmamış durumda. Bu zayıf konumdan, İsrail’in bölgesel müzakerelerdeki pozisyonunu güçlendirmek için daha fazla güç kullanmaya hazırlık olduğu görülüyor.

Arap devletleri, önemli kazanımlar elde ettikten sonra Filistin devletini tanıma fikrini yeniden canlandırmaya çalışıyor. Ancak, bu çabaların gerçek bir etkiye sahip olup olmayacağı şüphe uyandırıyor.

Sonuç ve Çağrı

Filistinlilerin çıkarları göz ardı edildiği sürece, bölge istikrarsız kalmaya ve daha fazla çatışmaya sürüklenmeye devam edecektir. Okuyucularımızdan, bu konudaki düşüncelerini paylaşmalarını veya ilgili makaleleri okumalarını bekliyoruz.

Daha fazla bilgi ve analiz için, Middle East Eye ve Al Jazeera gibi güvenilir kaynakları ziyaret edebilirsiniz.

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir