Kutsal savaşta Batı, Hristiyan ve Yahudi öfkesini sorgulayacak mı?
Hristiyan ve Yahudi Aşırılığının Kökleri Üzerine Düşünmek
1990 yılında Bernard Lewis, "Müslüman öfkesinin kökleri" üzerine ünlü bir makale yazdı. Bu makale, 1980’ler ve 90’larda üretilen diğer etkili eserlerle birlikte, Müslüman çoğunluk dünyasındaki aşırılık ve siyasi şiddet hakkında yorumların başladığı bir dönemi başlattı. Müslüman aşırılık ile ilgili bu çalışmalar, Batı emperyalizmini ve saldırganlığını küçümseyen bir bakış açısıyla yazılmış olsa da, özellikle El Kaide ve IŞİD gibi militan grupları inceleyen akademik çalışmalar, gerçek bir olguyu ele aldı.
Hristiyan ve Yahudi aşırılığı ise karşılaştırmalı olarak daha az ilgi gördü. Çoğunluğu aşırı yorumları reddeden Hristiyanlar ve Yahudiler olsa da, bu dinlerin aşırı yorumlarının sorgulanması önemlidir. Zira bu yorumlar, savaş, toprak genişlemesi ve sivil hedeflere yönelen askeri politikaları haklı çıkarmaktadır.
Hristiyan ve Yahudi Motivasyonları
İsrailli ve Amerikalı siyasi liderler, askeri yetkililer ve politika yapıcılar, İran’a karşı yürütülen savaşın dini temellerini gizlemiyor. Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, çatışmayı "bir dini savaş" olarak tanımlarken, Kuzey Dakota Senatörü Kevin Cramer, Amerika’nın "İsrail’e karşı bir kutsal sorumluluğu" olduğunu dile getirdi.
Askeri Dini Özgürlük Vakfı’na (MRFF) göre, ABD askeri komutanları savaş motivasyonu olarak Hristiyanlık ve İncil’i sıkça dile getiriyor. MRFF, düşmanlıkların başlamasından bu yana tüm askeri birimlerden yüzlerce şikayet aldığını bildirdi.
- Bir komutan, askerlerine İran savaşının "Tanrı’nın ilahi planının bir parçası" olduğunu söyledi.
- Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın "İsa tarafından kutsandığını" ve savaş için "Armageddon’u başlatmak" amacıyla savaştığını belirtti.
Amerikan Haçlı Seferi
Dini dil, İran çatışması ve ötesinde, diğer etkili Amerikan politika yapıcıları arasında da doğrudan ortaya çıkıyor. Haziran 2025’te, Texas Senatörü Ted Cruz, İsrail’e destek vermeyi bir İncil emri olarak tanımladı. "İsrail’e iyi dileklerde bulunanlar kutsanacak, lanetleyenler ise lanetlenecek" dedi.
Aynı bağlamda, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, savaşla ilgili kararlar alınırken "kutsal akıl" için dua ettiğini açıkladı. Hegseth’in siyasi görüşleri, Orta Doğu politikalarını İncil yorumlarıyla uzun süredir yansıtıyor.
İslamofobik ve Mesihçi Görüşler
Hegseth, Orta Doğu’daki İslam etkisine karşı bir "Amerikan haçlı seferi" için 2020’de bir kitap yazdı. 2018’de Kudüs’te yaptığı bir konuşmada, Al-Aksa Camii’nde bir Yahudi tapınağının yeniden inşasını savundu.
İsrailli liderler, askeri eylemleri ve toprak genişlemesini haklı çıkarmak için sık sık İncil hikayelerini kullanıyor. Eylül 2023’te, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda "Yeni Orta Doğu" haritasını gösterdi ve genişletilmiş İsrail sınırlarını tanıttı.
Çifte Standart
Hegseth, İran’a yönelik "gökten ölüm ve yıkım yağdırma" sözü verdi. İki Müslüman devletin, bir Hristiyan topluluğa karşı askeri operasyon başlattığını ve dini metinleri bu savaş için kullandığını hayal edin. Bunun nasıl bir tepki alacağını düşünmek bile zor.
Amerikan ve İsrailli liderler, savaş yürütürken İncil anlatılarını dile getirdiklerinde, dini boyut genellikle ana akım batı analizlerinde ve medyasında ikinci planda kalıyor. Bu durum, "Müslüman öfkesinin kökleri" konusundaki akademik incelemelerle çelişiyor.
Sonuç
Din, ABD ve İsrail’in savaş politikalarında tek başına belirleyici bir faktör değildir. Ancak hem ülkelerdeki önemli karar vericilerin düşüncelerinde dinin bu denli ön planda olduğu göz önüne alındığında, bu dini motivasyonların neden aynı titizlikle sorgulanmadığı sorusunu sormak adil olacaktır.
Okuyucularımızı, bu konudaki düşüncelerini paylaşmaya veya ilgili makaleleri okumaya davet ediyoruz.
