Britanya, BAE'nin Kardeşlik korkusunu reddetmeli

Britanya, BAE’nin Kardeşlik korkusunu reddetmeli

İngiltere’deki İslami Tehdit: Müslüman Kardeşler ve Liberal Demokrasiyi Tehdit Eden Naratifler

Ocak ayının başlarında, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki öğrenciler yeni onaylı yabancı üniversiteler listesini incelerken, İngiliz kurumlarının tamamen eksik olduğunu fark ettiler. Yetkililerin sunduğu açıklama ise "aşırılıkçılık" olarak bildirildi; Müslüman Kardeşler’in İngiltere’deki dersliklerde dolandığı iddia ediliyordu. Yıllarca çocuklarını İngiliz diploması için hazırlayan aileler, aniden hükümetlerinin artık bunu finanse etmeyeceğini ve belki de tanımayacağını öğrendi.

Bu gelişmelerin üzerinden bir ay geçmeden Reform UK lideri Nigel Farage, İslamcıların artık İngiltere’nin politikalarına, okullarına ve hatta polis teşkilatına "gömüldüğünü" uyardı. Müslüman Kardeşler’in yeniden gündeme gelmesi, somut bir tehdit karşısında ortaya çıkan ciddiyetin ötesinde, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’in desteklediği bir tür McCarthyizm olarak karşımıza çıkıyor.

Müslüman Kardeşler: Gerçekten Bir Tehdit Mi?

Müslüman Kardeşler, 2013 yılındaki darbeyle Mısır’da ciddi bir şekilde parçalanmış, pek çok ülkede terör örgütü olarak ilan edilmiştir. Ancak Abu Dabi ve Tel Aviv’de, bu örgüt hala eleştirilerin etiketlendiği bir meta-narratif olarak varlığını sürdürmektedir. İslamcılar, şiddeti reddeden seküler aktivistler ve Emirati genişlemesine karşı çıkan Suudiler, bu etiketin kapsamına girmektedir.

Emirli yetkililerin anlatısında, Müslüman Kardeşler’in gizli bir ağ olarak parlamalara, sivil toplum kuruluşlarına ve üniversitelere sızdığı iddia edilmektedir. Bu anlatı, Emirati hükümetinin bölgesel yönetim anlayışını meşrulaştırmaktadır.

Aşırılıkçılıkla Mücadele ve Eğitim Üzerindeki Etkisi

Birleşik Krallık’taki bursların kesilmesi, Abu Dabi hükümetinin kampüs tartışmalarından, serbest konuşmalardan ve çok kültürlü sınıflardan o kadar korktuğunu gösteriyor ki, kendi gençlerini cezalandırmayı tercih ediyor. İngiliz üniversiteleri, tüm kusurlarına rağmen, açık sorgulama modelini temsil ederken, Emirati sistem ise hiyerarşi ve sansür üzerine kuruludur.

Stratejik İttifaklar ve İslamofobi

Son on yılda, Başbakan Benjamin Netanyahu’nun İsrail’i ve Abu Dabi, Avrupa’nın aşırı sağ partilerine yatırım yapmıştır. Bu bağlamda, İslamofobi üzerine inşa edilen anlatılar, hem siyasi hem de sosyal düzeyde etkisini artırmaktadır.

AYRICA OKUYUN  Çıkmakta Olan New York Belediye Başkanı Adams, Anti-BDS Yasasını İmzaladı

Tehdit Algısı ve Özgürlükler Üzerindeki Etkisi

Emirli ve İsrailli yetkililer, Müslüman Kardeşler’i bir korku unsuru olarak kullanarak, kendi siyasi gündemlerini meşrulaştırmakta ve eleştirileri bastırmaktadır. Bu durum, sadece Müslümanları değil, Britanya’daki sivil toplumu da hedef alarak liberal demokrasiyi zayıflatmaktadır.

Sonuç ve Davet

Bu yazı, Müslüman Kardeşler’in yaratılan korku imajının gerçeklikten çok uzak olduğunu göstermektedir. Emirati ve İsrailli etkilerin, Batı’daki demokratik değerlere karşı bir bilgi kampanyası yürüttüğü açıktır. Bu nedenle, liberal demokrasinin savunulması, dış güçlere bırakılmamalıdır. Düşüncelerinizi bizimle paylaşın veya ilgili makaleleri okumaya devam edin.

Kaynaklar:

Benzer Haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir